AKAD Resmi Web Sitesi

 
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default color
  • blue color
  • green color
Home Üretim Yavrunun Davranışsal Gelişimi
Yavrunun Davranışsal Gelişimi PDF Yazdır e-Posta

Yavru bir köpeği sahibinin istediği karakter ve davranıştaki bir erişkin köpeğe dönüştürmek karmaşık bir süreçtir. Bu hem belirli fiziksel ve davranışsal faktörler için genetik seçimi hem de yavrunun uygun sosyal ve davranışsal gelişimini gerektirir. İkinci  etken yavrunun gelişiminin ilk birkaç haftası boyunca üreticinin, daha sonra da yeni sahibinin sorumluluğunadır. Scott ve Fuller’in araştırmasına göre, bir köpeğin karakterinin %35’i kalıtsal % 65 ise yavrunun yetiştiriliş tarzıdır. Öğrenme kabiliyetini, ilgisini ve doğal iç güdülerini uyararak bir yavrunun potansiyelini en yüksek düzeye çıkarmak istiyorsak doğru şekilde yetiştirilmeleri zorunludur. Yaşlı köpeklere yeni numaralar öğretilebilir; ancak iyi bir başlangıcın faydaları olmadan istenilen sonuca ulaşmayacaktır. Her yıl milyonlarca köpek başlangıçta doğru eğitim ve sosyalleştirme görmedikleri için öldürülmektedir.

Yavru köpeğin yaşamında öğrenmenin ve sosyalleşmenin en yüksek  düzeye çıktığı belirli devreler vardır. Davranış bilimciler  farklı ırkların gene farklı zamanlarda bu devrelerden geçmesi nedeniyle zamanlama konusunda tam anlaşamamaktadırlar. Çeşitli faktörler nedeniyle bir batımdaki yavruların gelişimleri de iki hafta kadar değişim gösterebilir. Bundan dolayı 3 haftalık yavru bir köpek sinirsel, psikolojik ve fiziksel gelişiminde 2 ila 4 hafta içinde bir yerde olabilir.

DOĞUM ÖNCESİ DÖNEM

Yavru bir köpeğin gelecek karakteri doğumdan önce belirlenmeye başlar. Karakterin pek çok yönü kalıtsaldır ve bir köpek ailesinde nesiller boyu geri gidebilir. Seçim süreci anne ya da baba köpekte o karakterin kalıtsal yapısının İYİ ya da KÖTÜ olduğunu ya da sosyalleşme ve eğitim döneminin kalitesini değerlendirmenin zorluğu nedeniyle karmaşıktır. Elbette ki istenilen karakterde yavrular vermeyen dişi ya da erkeklerden yavru alınmamalıdır. Çoğu üretici yavruların üzerinde annenin muhtemelen ilk 1.5-2 ay boyunca onlarla kaldığı için erkekten daha fazla etkiye sahip olduğuna inanmaktadır. Korkak, çekingen ya da saldırgan bir anne (genetik yapısı ne olursa olsun) özellikle de üreticinin müdahalesi olmazsa benzer sorunlu yavrular yetiştirecektir. Laboratuar  araştırması göstermiştir ki stres ya da belirli ilaçlar enjekte edilmiş hamile dişiler duygusal olarak dengesiz yavrular dünyaya getirmişlerdir. Bu dişilerden doğan yavrular dengeli karakterli anneler tarafından yetiştirilse dahi sonuç değişmemektedir. Parazit, kötü beslenme, kimyasallar, hastalık, röntgen ışınları ve ilaçlar özellikle de ilk haftalarda yavrularda tehlikeli ve kalıcı etki bırakabilir. Aşırı sıcak ya da soğuk, yetersiz beslenme ve diğer mental ve fiziksel stres, yavrularda duygusal ve davranışsal sorunlara yol açabilir. Diğer bir araştırmaya göre ise sık sık okşanan dişiler daha sakin yavrular dünyaya getirmektedir.

Fox’a göre (1975, 1978) bu, rahatlamayı, sindirimi ve duygusal bağlanmayı kolaylaştıran parasempatik sistemi aktive etmektedir. Dehasse bunu, köpeğin  kontak için doğuştan gelen gereksinimine bir bağlantı olduğunu söylemektedir. Köpeğin dokunsal kapasitesi aslında doğumdan önce gelişmeye başlar. Yavrular uterusta temas etmeye ya da annenin okşanmasına alışırlar. Bazı araştırmalar anneleri sık sık okşanan yavruların  okşanmayan annelerden doğan yavrulara  göre dokunulmaya daha az direnç gösterdiklerini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak bol bol okşandıkları stressiz ve dostane bir ortamdaki hamile dişiler yaşama daha iyi bir başlangıca sahip yavrular dünyaya getirmektedir.

DOĞUM SONRASI DÖNEM (1-14 gün)

Tamamen yarcıma muhtaç doğan yavrular sadece sıcaklığı, dokunuşu ve kokusuna tepki verdikleri annesine bağımlıdırlar. Yeni doğanlar vücut ısılarını ya da dışkılama gibi vücut fonksiyonlarını kontrol edemezler. Dehasse’e göre annesi onu temizlemek ve dışkılama refleksini başlatmak içi yavrunun aldığı sırt üstü pozisyon erişkin olduğunda kendinden dominant köpeklere teslim olduğunu gösterdiği törensel davranışın alıştırmasıdır. Yeni doğmuş yavrular anneleri yanlarında olmadığı zaman suni ısı kaynağına gereksinim duyarlar. Aşırı sıcak ya da soğuğa karşı çok duyarlıdırlar. Bu dönemde üşüyen yavrular genellikle enfeksiyon, zaatüre ve sindirim sorunları yaşar. Bu dönemde görülen yavru ölümlerinin büyük bir kısmı üşüme ve sonrasında görülen sütün sindirilememesi nedeniyle açlıktan kaynaklanmaktadır. Aşırı ısı altındaki dişiler yavrularıyla daha az vakit geçirip daha az süt üretirler.

Yavrular zamanlarının %90’ını uyuyarak geçiriler. Sadece süt emmek için uyanırlar. Gözleri ve kulakları henüz kapalıdır. Acıktıkları, üzerlerine yatıldığı ya da sindirim sorunu yaşadıklarında belirli bir miktarda ses çıkarabilirler. Yavrunun sesi annenin onu burnuyla dürterek sıcaklığın ve memenin olduğu kendisine doğru gelmesine yönlendirir. Çekilen EEG’lerde yavrunun beyin fonksiyonunun uyanık ya da uyurken bir fark göstermediğini ortaya koymuştur.

Bu dönemde çok fazla stres yavrular üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır; ancak araştırmalar (Fox, Scott ve Fuller) yeni doğmuş yavru köpeklerin termal, dokunsal ve motor uyarımlarına tepki verebildiklerini göstermektedir. Hafif düzeyde strese maruz kalmak yeni doğmuş yavru köpeklerde beyinde elektrik aktivitelerindeki değişim, kas kasılımı, oksijen düzeyindeki değişim ve nefes alma başta olmak üzere pek çok olumlu gelişime neden olabilir. Daha sonra erişkin olduklarında tekrar test edildiklerinde, hafif düzeyde strese maruz bırakılan köpekler bırakılmayan kardeşlerine göre stresle daha kolay başa çıktıkları ortaya çıkmıştır. Hafif strese maruz bırakılan yavrular daha erken cinsel olgunluğa erişmiş, bazı kanser ve hastalık tiplerine karşı daha dayanıklı olmuş; soğuğa karşı daha direnç göstermiş; daha dengeli; meraklı ve kolay öğrenir erişkin köpekler olmuşlardır. “Bio sensör” ya da “Super Köpek” adlı Amerikan askeri programı da ayrıca erken yaşta nörolojik uyarımın yavru köpeklerde önemli ve kalıcı etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Dr Carmen Battaglia ‘nın yayınladığı makalede  (www.breedingbetterdogs.com ) yavrulara ilk 3 ile 16 günleri arasında her gün 3-5 saniye boyunca uygulanan belirli bir uyarım yöntemi tavsiye  etmektedir.  Bu egzersize göre her yavru:

1. bir kulak temizleyicisiyle parmak araları gıdıklanmalı
2. yere dik tutulmalı
3. baş aşağı tutulmalı
4. avucumuzun içinde sırt üstü yatırılmalı
5. soğuk ıslak bir havluya yatırılmalıdır.

Bu egzersizler üreticinin günlük yavruları eline almasının yerini tutmamaktadır. Dahası yavrulara bu egzersizlerin tavsiye edilenden fazla uygulanması fazla stres yaratacağından zararlı etkileri olacaktır. Battaglia “nörolojik sistemin normalden erken harekete geçmesinin sağlanması yavrulara gelişmiş karidovasküler, daha güçlü alp atışları, daha güçlü adrenalin bezleri, strese karşı dayanıklılık, ve hastalıklara karşı direnç gibi faydalar sağladığını söylemektedir.  Yavrular ayrıca daha aktif, daha meraklı, daha sakin ve çalışırken daha dikkatli olmaktadır.

GEÇİŞ DÖNEMİ (14-21 gün)

Bu dönem yavrular gözlerini açtığında başlar ve bir gürültü duyduklarında ilk “sıçramalarıyla” sona erer. Bu hafta içinde motor becerilerinin hızlı gelişimi, kendi başlarına tuvalete çıkabilme yetenekleri, görme yeteneklerinin başlangıcı (18-21 güne kadar), dişlerin çıkışı ve kaynağını belirleyemeseler de duyma yetilerinin gelişimi ile şekillenir. Yavrular bu haftada yerde sürünmeyi bırakıp artık ileri ve geri adımlamaya başlar; sıvı gıdaları yalamaya ve tuvalet için yuvadan uzaklaşmaya başlarlar. İşlevsel görme ve duyma yetenekleri gelişmeden önce kuyruk sallamaya başlarlar. İlk dişler 20 günlükken patlar ve daha karmaşık sesler çıkarmaya başlarlar. Kardeşlerine ilgi göstermeye; birbirlerine pati atmaya ya da birbirlerini hafif hafif dişlemeye bu döneme denk gelir.

Bu, üreticinin yavrulara bireysel ilgi gösterme zamanıdır. Yavruların bulunduğu yere oyuncaklar ve başka nesneler yerleştirilmeli ve yavrular artık daha fazla insan görecekleri bir alana taşınmalıdır. Anne bu hafta yavrularından daha uzun dakikalar ayrılmaya başlayacaktır.

BİLİNÇ YA DA KİMLİK GELİŞİM DÖNEMİ (21-28 gün)

Yavrular tüm duyularını ilk defa birlikte kullanabildikleri için dengeli bir çevreye ve dengeli bir anneye gereksinimleri vardır. Görme ve duyma yetileri artık iyi işlediğinden çeşitli ses (müzik, radyo, zil, elektrikli süpürge vs) ve görüntü (ışık düzeyinde farklılıklar, hareket eden objeler ve titreşim) tipleri yaşamlarının bir parçası olmalıdır. Ani seslere maruz kalmaları henüz korku duygusu gelişmediğinden 3. haftada sağlanmalıdır. Şaşırma duygusu pekiştirilerek kendi kendine normale dönmesine izin verilmelidir. Henüz korkmadığı bu dönemde bu alışkanlık ömür boyu onun ani değişimlere daha kolay adapte olmasını sağlayacaktır. Yavrular bu dönemde anneleri ve diğer kardeşleriyle olan ilişkilerini tecrübe ederek bir köpek olduğunu öğrenmelidir. Bu dönemde yanlış kimlik gelişimi, iyi bir köpek olma konusunda gelecekte ona sorunlara neden olacaktır. Dehasse, Scott ve Fuller’in araştırmalarına ek olarak,  birkaç örnek vermektedir. Bu dönemde diğer köpeklerden izole yetiştirilen yavrular daha sonra 4 aylık olduklarında köpeklerle tanıştırıldıklarında saldırıya uğramış ve reddedilmişlerdir. Köpeklerle temastan uzak büyüyen yavrular insanlar ya da oyuncak ayı hatta elektrik süpürgesi torbası gibi cansız objelerle bağ kurmuşlardır. İlk cinsel davranış hareketleri 3 haftalıkken ortaya çıkmaya başlayabilir. Yanlış türlerle çiftleşme davranışı yavruyken yanlış koşullanmadan kaynaklanır.

Bu dönemde yavru köpekler kavgayı hatırlatan oyunlara başlayarak gevşek bir hiyerarşik yapının oluşmasında ilk adımları atarlar. Havlama artar. Artık katı yiyecekler yiyebilirlerse de anne hala onların yanında kalır. Yavrular süt içmeye kalktıklarında anne dişlerini gösterip hırlayarak onları uzaklaştırmaya başlar. Böylece yavrular sırtüstü yatıp karınlarını göstererek teslim olma davranışını sergilerken söylendiğinde annenin memesinden uzak durmayı da öğrenirler. Yavrular hayatlarının en önemli derslerinden birini bu dönemde öğrenmelidirler: DİSİPLİNE EDİLMEYİ.

Yavrulardan anne çok erken ayrıldığında yavrular ilerde erişkin köpeklerle bir araya gelme ve bir hiyerarşinin parçası olmalarını sağlayacak teslim olma davranışını öğrenmemiş olurlar. Köpekgiller ve dişi köpekler sütten katı gıdaya geçişte yarı hazmedilmiş yiyecekleri yavrularına kusarak yardımcı olmayı seçebilirler. Emzirme 1.5 ile 2.5 ay sürebilir. Özellikle de küçük ırklarda. Büyük ırklarda daha uzun süre beslemek dişinin aşırı yıpranmasına neden olabilir. Bazı dişiler yavrularını sütten hiç kesmezler. Burada üreticinin müdahale etmesi gerekir.

Yavruların bu dönemde hala çok fazla dış uyarıma gereksinimleri vardır. Bu nedenle düzenli olarak kucağa alınmalı ve okşanmalıdırlar.

İKİNCİ BİLİNÇ YA DA KİMLİK BELİRLEME DÖNEMİ (28-35 gün)

Bu hafta boyunca hırlama, kovalama ve “öldürme” oyunları içeren oyun davranışları çok daha karmaşıklaşır.  Uzaklık algısı çok daha gelişmiştir. Yavrular artık katı gıda yiyor olmalıdır ve çoğu dişi köpek ve/veya üretici yavruları sütten keser.

Yavruların hareket ettirebilecekleri, kovalayabilecekleri, üstüne tırmanabilecekleri, kemirebilecekleri ve çekiştirebilecekleri oyuncaklara gereksinimleri vardır. Yavrular bu erişkin aktivitelerinde problem çözmeyi öğrenmek ve başarılı olabilmek için fiziksel ve zihinsel yeteneklerini geliştirmeleri gerekmektedir.

Gun Dog Magazine dergisinde yazan Dr Ed Bailey ‘e göre bahsedilen uyarımlardan uzak yetişen köpekler öğrenemeyen zayıf öğrenciler olarak kalmaktadır. Üstesinden gelmesi gereken durumları tecrübe edip onlarla başa çıkmayı öğrenmeyen yavru bir köpek gelecekte problem çözme ve iyi bir karakter geliştirme yeteneğinden yoksun olmaktadır. İyi bir üretici hem sürat hem de netlik açısından sinir iletkenliğini arttıracak güce sahiptir. Kimyasal ve elektriksel sinyaller daha hızlı reaksiyon verdikçe sinirsel sinapsislerin kendini toplama süresi kısalır. Sinir hücresi yoğunluğu arttıkça beyin kütlesi de artış gösterir. Pek çok araştırma üstesinden gelmesi gereken durumlardan uzak kendi halinde sakin bir ortamda büyütülen yavruların gelecekte korkak ve başarısız köpekler olduğunu desteklemektedir.

Davranışsal özellikler yavru kardeşleriyle ve yalnızken farklılık gösterir. Düzenli periyotlarda gitgide artan sürelerde yavrunun kardeşlerinden ayrı tutulması yavruya bağımsızlığı, iler ki yaşamında yalnız kaldığı için sorun yaşamamayı öğretirken insanları daha çabuk kabullenip bağ kurmasını kolaylaştıracaktır.

SOSYALLEŞME DÖNEMİ (5. hafta ve 4 ay arası)

Köpekler insanlar dahil diğer türlerle iletişim kurmaya kolaylaştıran bir genetik programa sahip değildir. 12 000 yıllık evcilleştirme süreci bunu mümkün kılmıştır. İnsanlarla yaşamak ve onların çeşitlilik gösteren çevrelerine adapte olmak sadece alışkanlık kazanma ve belirli uyarılara tepki göstermemeyi öğrenme ile mümkün olabilir. Pek çok nörobiyolojik araştırma göstermiştir ki duyusal olarak izole bir ortamda yetiştirilen yavru köpeklerin beyni atropik bir hale gelirken zengin uyarım çeşitliliğine sahip bir çevrede büyüyen yavruların beyni ortalamanın daha üstünde gelişim göstermektedir. Fox (1975), artan bir şekilde karmaşık uyarım zenginliğine sahip  bir çevrede yetiştirilen yavrular ilerde benzer ortamları ararken aksi durumundaki uyarım bakımından zayıf yavrular erişkinliklerinde sakin yerler arayan çekingen ve korkak bireylere dönüştüğünü bulmuştur. Bunlara ek olarak uyarım açısından zengin bir çevrede yetişen yavrular yetişmeyen yavruların üzerinde hakimiyet kurmuşlardır. Uygun uyarım almayan yavrular daha sonra aşırı heyecanlı, daha yavaş öğrenen ve öğrendiklerini daha kolay unutan köpeklere dönüşmüşlerdir. İzole bir ortamda yetişen bir yavru aşırı yalama ya da kendi kürkünü çiğneme gibi kendi kendine zarar veren davranışlar sergileyebilmektedirler.

Sosyalleşme yavru köpeğin alışkanlık kazanması için iki şey yapar: Yavru bir köpeğin korktuğu şeylerin sayısını azaltır ve düzenli olarak onun önce korkup sonra kısa sürede kendini topladığı tecrübeler sağlar. Çoğu davranış bilimcisine göre kendini hemen toplamak bir köpeğe öğretilecek en önemli özelliklerden biridir. Köpek kendini ne kadar sık toplarsa korkmadığı şeylerin/insanların/tecrübelerin sayısı da o kadar fazla artar. Yavru köpekler farklı görünüm, yaş ve cinsiyetteki insanlar başta olmak üzere geniş çeşitlilikte koku, yüzey, ses, titreşim, tat ve görüntüye alıştırılması gerekmektedir. Kritik sosyalleşme döneminde yavru bir köpek ne kadar fazla yeni bir şeyle karşılaşırsa hayatının geri kalanı boyunca yeni ya da korkutucu şeylerle karşılaştığında o kadar rahatsız olur. Köpeklerde doğuştan gelen korkular mevcut değil gibi görünmektedir; ancak bazı ırklar ve bireylerde genetik ses duyarlılığı gözlenmektedir. Köpekler güçlü bir duyma yetisine sahiptir ve onu etkilemeyecek binlerce sesi görmezden gelmeyi öğrenirken sadece onun yaşamında etkisi olacaklara konsantre olmayı öğrenmelidirler. Korku köpeğin yaşamında edindiği tecrübelerden doğar. Köpeğin yapması ya da birlikte yaşaması beklenen her şey sosyalleşme listesine eklenmelidir: çocuklar, yüzme, çiftlik hayvanları, köpek yarışmaları, şehir gürültüsü, silah sesi ya da av hayvanları gibi.

Sosyalleşmemiş köpekler utangaç ve korkaktır. Hemen savunmaya geçerler ve hemen her şeyi tehdit olarak görür; hatta korkudan ısırırlar. Uzun süre yalnız bırakılan köpekler ve sürekli insanla beraber olan köpekler yalnız kalamama ve saplantılı davranış bozuklukları geliştirirler. Sosyalleştirilmeyen köpekler korkak ve saldırgan olduğu gibi diğer köpekler tarafından reddedilebilirler de. Köpek korktuğunda korkusuyla başa çıkmak için değişik yöntemler deneyerek “kaç ya da savaş” güdüsüyle tepki verir.  Kaçamazsa artan düzeylerde saldırganlık gösterecektir. Önce karşısındakini korkutmayı dener. Bunun başarısız olduğunu hissettiğinde ısıracaktır. Bu davranış bağlı ya da herhangi başka bir şekilde hareketleri sınırlanmış bir köpeğin korkusuyla nasıl başa çıkabileceği konusunda eğer daha iyi kararlar verebilmekte özgür olsa tamamen nasıl da farklı davranacağını açıklamaktadır.

Sosyalleştirme yaratıcılık ister. Köpeğin tüm hayatı boyunca sürmesi gereken bir süreçtir ve özellikle de yavrunun ilk aylarına gerçekleştirilmelidir.

Sosyalleşmenin önünde pek çok engel mevcuttur. Sahipleri tüm gün işte olmak zorundadır; köpekler pek çok yere kabul edilmemektedirler; hastalık kapar korkusuyla köpek sahipleri yavruları diğer köpeklerden uzak tutmaktadır; tecrübesiz üretici ya da köpek sahipleri köpek davranışını anlamamaktadır; etkili yavru köpek sosyalleştirme sınıfları ya o bölgede yoktur ya da gerekli görülmemektedir; köpek sahibi yavrunun oldukça dışa dönük ya da zaten çoktan kontrolden çıktığını gördüğü için vazgeçmiştir. Bu liste böyle uzar da uzar. Ancak tüm yavru köpekler için yoğun ve süreklilik gösteren bir sosyalleşme eğitiminden daha değerli bir şey yoktur.

Şimdi bu dönemi kendi içinde evrelere bölelim:

Merak Evresi  (5-7 Hafta)

Anne yavrularla hala oynasa ve onlara öğretse de bu dönem içinde sütten kesilme tamamlanmalıdır. Yavrular bu dönemde oldukça meraklıdırlar. Her şeyi tanımak ve tecrübe etmek istemektedirler. Çok az korku duygusuna sahip olduklarından her şeyi incelemeye açıktırlar.

Yavrular en düşük korku ve en yüksek yaklaşılabilirlik düzeyine sahiptirler.

Freedman, King ve Elliot ilk defa insanlarla tanıştırıldıklarında tüm haftaları kapsayan yavruların yaklaşılabilirlik ve çekinme davranışlarını ölçmüşlerdir. Bu dönemde yavru her tip insan (sakallı, şapkalı, şişman, üniformalı, evsiz, işçi, çocuk, yaşlı, kadın, erkek vs ) ve şeyle tanıştırılmaya başlanmalıdır. Tüneller, kutular, çocuk havuzları, merdivenler ve diğer üstesinden gelmesi gereken durumlar yavru köpeklere sunularak tecrübe kazanması sağlanmalıdır. Bu haftalarda korktuklarında kolaylıkla kendilerini toplayacaklardır. İnsanlar yavruyu çağırılmalı ve takip etmeye, oynamaya, dokunulmaya, göz kontağı kurmaya ve kucağa alınmaya izin veremeye teşvik etmelidirler.

Bu dönemde bazı yavrular yavaş yavaş tuvalet eğitimine bile başlayabilir.

Bu dönem tabii ki evin dışına ziyaretlere, ilk banyolara, tüy bakımına, koyun/kuş gibi diğer hayvanlarla ve suyla tanıştırmak için en ideal dönemdir.  Kulakların kesimi (isteniyorsa) gene bu dönemde yapılabilir. Araştırmalar yavruların 7 haftadan önce acıyla özdeşleştirdikleri bir hafızaya sahip olmadıklarını göstermiştir.

Kendi kardeşleri ve insan ailesi üzerinde dişlerini yerli yersiz kullanmamayı öğrenmeleri bu dönemde büyük önem taşımaktadır. Annesi ve kardeşleri gereğinden fazla ısırdığında hemen tepki verip (anne azarlayıp kardeşleri acıyla bağırarak) onu yalnız bırakırlar. Oyunun sonu olarak algılanan bu davranış yavrulara ağızlarındaki iğne gibi dişlerin daha kontrollü kullanmalarını gerektirdiğini öğretecektir. Klikerla eğitim ve diğer motivasyon ödülleri de bu dönemde yavruyla tanıştırılabilir. Unutulmaması gereken; araştırmaların hepsi 1.5 aydan önce kardeşlerinden ayrılan yavruların gelecekte diğer köpeklerle her zaman sorun yaşadığıdır.

Bu dönemde yavruların karakterlerini değerlendirmek için pek çok gözlem yapılabilir. Yavrularla birlikte ya da ayrı ayrı bol vakit geçiren ve onlara ilginç ve üstesinden gelmeleri gereken eğlenceli bir ortam sunan üreticiler şimdiye kadar onları iyi tanımış ve hangi yavrunun ne tip bir aileyle eşleştirilmesi gerektiği konusunda fikre sahip olmuşlardır. Diğerleri 6, 7, ve 8. haftalarında daha formal bir test uygulayarak yavruların karakterlerini değerlendirebilir.

Davranış Geliştirme Evresi (7-9 hafta)

7-8 haftalık olduklarında yavrular tamamen işlev gören bir beyne sahip olurlar ve kısa dikkat aralıkları göz önüne alındığında hemen her şeyi öğrenecek düzeydedirler. En önemlisi bu dönemdeki öğrenme kalıcıdır. Pek çok davranış bilimci yavruların bu haftalarda yeni evlerine gitmesinin doğru olacağı konusunda hem fikirdir. Pek çok kucak köpeği küçük boyutları, gittikleri evlerde çocuklar ve diğer ev hayvanları tarafından incinebilecekleri ve özel besinsel ihtiyaçları nedeniyle 10-12 haftalıkken yeni evlerine teslim edilirler.

Diğer davranış bilimciler/üreticiler ise 7 haftanın yeni evlere uğurlanmak için çok erken olduğunu savunmaktadırlar. Yavrulardaki korku duygusunun 7. hafta boyunca hızla arttığı; yabancılardan ve yeni durumlardan çekindikleri  göz önüne alınırsa anne ve kardeşlerinden ayrılmak travmatik olabilir. Scott ve Fuller, birincil köpek köpeğe sosyalleşmenin 7-8 haftada tamamlanmadığını ve daha sonra uygun şekilde devam ettirilmezse yavruların erişkin hayatlarında diğer köpeklerle bir arada olmakta sorun yaşayacaklarını belirmektedirler.

Bu süre zarfında sahipleriyle bağ kurup hayatta kalmayı öğrenirken yavrular pek çok değişimden geçerler.Yeni köpek sahipleri ve tecrübesiz üreticiler bu dönemde yavrulara hayatta sınırlar ve kurallar olduğunu öğretmeleri çok önemlidir. Yavru bir köpeğe öğrenmeyi öğretilmesi gerektiğinden ona doğru şeyler öğretilmeli ve doğru alışkanlıklar kazandırılmalıdır. Aksi takdirde yanlış davranışların düzeltilmesi için  sonra çok çalışmak gerekebilir. Bu dönemde yavrunun doğru sosyalleştirilmesi ve doğru besinlerle beslenmesi büyük önem taşımaktadır.

Korku Edinim Evresi (8-11 hafta)

Yavru köpeklerin yaklaşık 5. haftaya kadar korku duyguları yoktur. Korku 6. haftayla başlar ve 7. haftanın sonuna kadar artık gösterir. 8 ve 9 haftalar arasında, çevresel farkındalık dönemiyle çakışarak, yavru çok daha fazla tedbirli hissedeceği bir döneme girer. Yüksek seslerden, ani hareketlerden, yabancılardan, diğer köpekler tarafından disipline edilmekten vs korkmaya başlayabilir.

Bu dönemde korkutulduğunda normale dönmesi haftalar alabilir. Sosyalleşmemiş bir yavruda korkuyla bağdaştırılan her şey yoğun bir eğitim görmedikçe ömrü boyunca korku verici bir şey olarak görülecektir. Çoğu kişi bu dönemin kulak kesimi, sonunda acı hissettikleri veteriner ziyaretleri, sert disiplin, bir yerden başka bir yere gönderilme ve hatta belki de yavru köpekler konusunda tecrübesizlerse yeni evlerine transferin iyi bir fikir olmadığı konusunda birleşmektedir.  Yavru bu süre içinde pek çok olumlu tecrübeyle desteklenmelidir. Bazı üreticiler bu dönem boyunca yavruları tutarak doğru şekilde tecrübeler yaşadıklarından emin olmak isterler. Bu dönem ayrıca üreticinin hangi yavrunun ne tür değişimler geçirerek ne tip bir aileyle buluşması gerektiği konusunda daha fazla bilgi sağlayabilir. Diğer evrelerin aksine bu evrenin başlangıcı çok ani olabilir. Kimi yavru bu evreyi kolaylıkla atlatırken diğeri genetik yapılısı, sosyalleşme düzeyi ve üretici ya da yeni sahiplerinin durumu kontrol altına almadaki becerisine bağlı olarak daha uzun sürebilir.

Çevresel Farkındalık Evresi (9-12 hafta)

Yavrular hala kısa dikkat aralığına sahiptirler; ancak doğru zamanda doğru davranışı öğrenmeye başlar; bedensel hareket becerilerini geliştirir; insanlara daha fazla ilgi gösterip yeni dünyaları hakkında her şeyi öğrenmeye çalışırlar. Bu dönemde kardeşleriyle birlikte bırakılırlarsa insanlar yerine onlarla bağ kuracaklardır. Köpek sahibinin ondan beklentisine bağlı olarak yavrunun karakteri çeşitli şekillerde bu dönem içinde biçimlendirilebilir. Diğer köpeklerden tamamen uzak tutulurlarsa da insan bağı o kadar güçlü olacaktır ki köpeklerle sahip olmaları gereken sosyal becerilerden mahrum kalacaklardır. Eğer temel olarak kardeşleri ve evdeki diğer köpeklerle birlikte tutulacak olursa yavru daha iyi köpeğe köpek sosyale becerilerine sahip olacak; ancak insanlarla zaman geçirmekle daha az ilgilenecektir. Dikkatli ve dengeli bir tutum yavru için en ideal cevap olacaktır. Konrad Lorenz ve diğerlerinin yapmış olduğu araştırmada bu evrede öğrenilmiş sosyal davranışların değiştirilmesi nadiren başarılı olmuştur. Bu dönem boyunca sadece  kardeşleriyle yaşamış yavru köpeklerde aşırı havlama, yalnız kalamama ve aşırı heyecanlılık gibi sorunlar gözlenmiştir. Bunun aksine uygun köpekle olan ilişkisinden ( bol oyun ve güreşme vs) yoksun büyümüş yavrular tanımadıkları köpeklerle oynama yetilerini kaybetmiş ve 11-17 haftalık olduklarında kendilerini savunmaya başlayarak saldırganlaşmaya başlamışlardır.

Bağımsızlık Evresi (13-16 hafta)

Yavru baskınlık oyunlarına başlayacak ve liderliğinizi test edecektir. Daha önce gayet itaatkar olan yavrular birden bire kendi fikirlerine sahip olmaya ve onları savunmak için kavga etmeye hazır olacaklardır. Pek çok yavru istediklerini elde etmek ya da onları sınırlayan durumdan kurtulmak için ilk defa ısırabilir. Bu dönemde yavruyla nasıl başa çıkılacağına dair çeşitli görüşler mevcuttur. Gelenekçiler ve “ sürü davranışına” inananlar bu dönemde yavrunun sürüdeki yerini anlaması için meydan okuduğunda ensesinden sırt üstü yere bastırılması gibi baskınlık egzersizleri yapılmasını savunmaktadırlar. Kliker eğitimcileri ise  uygun davranışı biçimlendirmek için operant ve klasik şartlanma yöntemleri kullanmaktadırlar. Bu farklı tekniklerin artı ve eksilerine girmeden çoğu kişi bu dönemin yavrunun yaşamında büyük önem taşıdığını kabul edecektir. Eğer ısırmasına, çocukları ve yaşlıları domine etmesine, tırnak kesimi, tüylerin taranması, kulak temizleme, tasmayla yürüme, önünden yiyecek ya da oyuncakların alınmasına izin vermiyorsa gelecekte iyi huylu bir köpeğe sahip olma ihtimali oldukça düşüktür.

Bu dönemde mümkünse tecrübeli bir eğitmen eşliğinde yavru sınıflarına başlanmalıdır. Köpek sahibi tecrübeli olsa da yavrunun diğer yaş, boyut ve karakterdeki yavrularla tanışmaya; iş ile oyunun arasındaki farkını anlamaya; çeşitli insanlar tarafından dokunulmaya, disipline edilmeye ve eğitilmeye gereksinimi vardır.

Pek çok  dikkat dağıtıcıya sahip bir  ortam yavrunun kendine güvenini arttıracaktır. Tecrübeli bir eğitmen olası problemlerin farkına varıp tedbir alabilir. Yavru Sınıfına başlama yaşı da tartışmalıdır. Bazı veteriner hekimler yavruların aşı programlarını bitirmelerini isterler; fakat tecrübeli üretici ve köpek sahipleri geç kalmış ya da uygun şekilde tamamlanmamış sosyalleşme döneminin hastalık riski kadar hayati önem taşıdığının bilincindedirler. Bu nedenle bu iki endişe sadece güncel aşı programına sahip yavru köpeklerin bulunduğu ve doğru hijyen kurallarının uygulandığı sınıflarda bertaraf edilebilir. Kendinizi rahat hissettiğiniz bir eğitim programı seçin. Yavruların eğlendikleri kadar uygun davranışa olumlu pekiştireçlerle yönlendirildikleri bir sınıf sizin ve köpeğiniz için faydalı olacaktır.

Pek çok eğitmen ve davranış bilimci etkili sosyalleşme penceresinin 14-16 haftalıkken kapandığını bundan dolayı yavrunun eğitimi için 6 ay beklenmesinin büyük hata olduğunu düşünmektedirler.

Kaçma İç güdüsü Evresi (4-8 aylar)

Bu evre 4 ile 8 aylıkken başlayabilir ve birkaç gün ile birkaç hafta sürebilir. Yavru burada kanatlarını test etmek isteyeceğinden gitgide daha uzaklara gitmeye başlayacaktır. Her çağırdığınızda gelen bir yavru aniden sağırlaşıp yakalanması güç bir yaramaza dönüşebilir. Bu dönemde açık alanda tasmasız dolaştırmaktan kaçınılmalı ve doğru davranışlar ödüllendirilmelidir. Dışarıda uzun bir kayışla dolaştırılması ve sık sık çağırılıp ödüllendirildikten sonra serbest bırakılması bu dönemin güvenli bir şekilde atlatılmasına ve kontrollü bir şekilde eğitimin devam etmesine yardımcı olacaktır.

İKİNCİ KORKU EDİNİM DÖNEMİ (6-14 AY)

Yeni durumlardan korkma dönemi olarak da bilinir. Bu dönem daha az belirgindir ve yavru büyüme gösterirken birden fazla kereler kendini gösterebilir. Bu dönemde ayrıca yavru diş de çıkarıyordur. Tüm erişkin dişler 6.5 aya kadar çıkmış olmasına rağmen 8-10 aylık oluncaya kadar çene kemiğine yerleşmezler. Bu nedenle iyi eğitilmiş bir yavru bile bu dönemde kemirmek zorundadır.

Çok iyi sosyalleşmiş dışa dönük yavrular bile bir gecede daha öncede farkına bile varmadığı durumlar ya da insanlardan korkmaya başlayabilir. Bu evre genellikle ani büyüme ataklarına denk düşmektedir. Bu dönemde korkan bir köpeği asla teselli ederek rahatlatılmamalıdır. Bu sadece korkusunu ödüllendirecektir. Bol bol oyun oynayarak, temel itaat egzersizlerinin üzerinde geçerek korkuyu hafifletmek tavsiye edilir. Dehasse bu dönemi köpeğin sadece kendi aklında olan zararlı durumlara karşı kaçma ya da savaşma teknikleriyle tedbir alma olarak  tanımlamaktadır. Ergenlik de bu korku dönemiyle çakışır. Hormonal patlamalar, artan heyecan duygusu, her şey hakkında yoğun duyular ve otoriteye meydan okunması da cabasıdır. Genç bir köpeğin salgıladığı feromonlar diğer köpeklerde baskınlık tepkisini tetikleyebilir. Erkek köpekler 5-12 aylıkken işemek için bacağını kaldırmaya başlar. Dişilerle ilgilenmeye başlarlar ve bölgeyi işaretleme, oyunlarda ağzını kullanma, çiftleşmeyi ister gibi üste çıkma, etrafta dolaşma ve diğer köpeklerle kavga etme gibi tartışmalı davranışlar geliştirebilir.

OLGUNLUK DÖNEMİ (1-4 YIL)

Olgunluk dönemi yavruluk döneminin sona erip erişkinlik dönemine geçişi anlamına gelir. Özellikle de kısırlaştırılmamış erkekler söz konusu olduğunda küçük ırklarda 1-1.5 yaşa, iri ve dev ırklarda ise 2-3 yaşına kadar süren büyüme ile kendini gösterir. Kural olarak ırk ne kadar küçükse o kadar erken cinsel ve yapısal olgunluğa ulaşır. Yavru bir yaşındaki sıska ve  orantısız vücut yapısı ile yavru kürkündeki Çirkin Ördek Yavrusu döneminden erişkin kürküne bürünmüş orantılı ve erişkin bedene sahip güzel bir kuğuya dönüşmüştür. Ancak düzenli sosyalleşme bu dönemde de sürmelidir. Dişiler çiftleşme dönemlerine girecek erkeklerin ise cinselliğe ilgisi artacaktır. Genetik olarak çekingen ve kendine güvenmeyen köpeklerin  bu dönemde bu özellikleri daha da belirgin hala gelecektir. Aynı şey dominant karakterli köpekler için de geçerlidir. Az sosyalleşen ve daha önceki aylarda az eğitim gören köpeklerde saldırganlık da artmaya başlayacaktır. Koruma içgüdüsü belirgin bir şekilde artacağından köpeğe erken yaşta korku ile tehdidi ayırmasını öğretmek büyük önem taşımaktadır. Köpek sahipleri ilk yersiz savunma hareketini gördüklerinde tecrübeli bir eğitmene baş vurmalıdırlar. Genetik olarak dengeli bir yavru ve ilk 3-4 yıllık doğru sosyalleştirme programı ile köpek zihinsel ve bedensel olarak sağlıklı bir bireye dönüşecektir.


Another piece of the puzzle: Puppy Development, Pat Hastings ve Erin Ann Rouse, Editors’den çevrilmiştir. 2004 Dogfolk Enterprises